Ana Sayfa :: Forum :: Sohbet Topluluklar Şehirler Siyasi Partiler KAYIT İletişim / Reklam

Magazin Dünyası Haberler Fotoğraflar Videolar Sivil İcat / İsim Sözlük Sivil Sözlük Online Oyunlar Forum Oyunları

<<< SON ZİYARETİNİZDEN BU YANA GELEN MESAJLAR İÇİN TIKLAYINIZ >>>

SSS SSS Arama Arama Üye Listesi Üye Listesi Kullanıcı Grupları Kullanıcı Grupları Profil Profil Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın Kayıt Kayıt Giriş Giriş
Giriş
        
Geçerli Zaman: Thu Mar 11, 2010 12:46 pm Cevaplanmayan mesajlar
(Sayı.1) Tiner Kokusuna Teslim Olmuş Bir Öykü
Yeni başlık gönderBaşlığa cevap gönder
Önceki başlık Sonraki başlık
Yazar Mesaj
Sami Baloğlu (-gizli-)
Rütbeli Üye (***)



Kayıt: 01 Mar 2006
Mesajlar: 1466
Konum: Turkiye
TarihTarih: Mon May 14, 2007 1:00 pm
MesajMesaj konusu : (Sayı.1) Tiner Kokusuna Teslim Olmuş Bir Öykü
Alıntıyla Cevap Gönder

TİNER KOKUSUNA TESLİM OLMUŞ BİR ÖYKÜ…



Mardin’den İstanbul’a, bin bir umutlarla gelen Hasan Amca’nın yaşanmış ve yaşanmaya devam etmekte olan öyküsünü anlatıyorum size. Hüzünlü bir öyküdür bu. Belki toplumun sık işittiği, aşikâr olmaya başladığı bir öykü… Ve özellikle de Şehr-i İstanbul’da onlarca ailenin yaşamakta olduğu ızdırabın bir küçük örneği…

Beni Hasan Amca’ya çeken, anlattıklarını dikkatle dinlemeye iten neydi bilmiyorum. Mahçup yüzü, utangaç bir hali vardı konuşurken. Ara sıra derinden bir de öksürmesi vardı ki, yılların pusunu atmak istiyordu sanki içinden. Elli beş yaşında var mıydı bilmem ama çökertmişti hayat omuzlarını… Güneşten yanmıştı yüzü. Yıllarca tarlalarda, sonra İstanbul’da sokaklarda… Hasan Amca’yla küçük tezgâhında satmakta olduğu meyveler sayesinde tanıştık. Çilekler, kirazlar, erikler… Durakta beklerken, sinirlendim gelmeyişine otobüsün. Bu bekleyişimi Hasan Amca’nın tezgâhında gördüğüm eriklerle tatlandırmak istedim. Sohbetimiz başlamıştı bile, alışverişle birlikte…

Laf lafı açtı. O anlattı, ben anlattım… Bu sohbet esnasında kaç otobüs geçti bilmiyorum ama ne geçmeyen otobüslere sinirlendim, ne de geçen otobüslerle ilgilendim. Çünkü ‘hayatım roman’ diyenleri utandıracak bir hayat öyküsü ile karşılaşmıştım. Başka ne beni Hasan Amca’nın anlattıkları kadar etkileyebilirdi bilmiyorum.

Hasan Amca, geçimini o erik aldığım tezgâhından kazandığı para ile sağlıyordu. ‘Günlük beş ile on milyon arası para kazanıyorum, o da bana yetiyor’ diyordu. Oturduğu küçük gecekonduya doksan milyon kira ödüyormuş. Kimsesiz bir hayat denir onunkine. İki oğlu, iki de kızı varmış. Kızlar evlenmiş. Bir oğlu temizlik şirketinde çalışıyormuş. Diğer oğlunu sorduğumda ise birden değişti Hasan Amca’nın tavırları. Daha bir kederli baktı gözleri.

— O’nu hiç sorma, dedi. Yokluk yetmezmiş gibi hayat daha başka üstümüze geliyor bu gözünü sevdiğimin şehri, İstanbul’da. Küçük oğlum Arif daha 18 yaşında. Tiner kokluyor. Yakıyor ciğerlerini… Kendini… Hepimizi, dedi ve sustu. Ben de yutkunamaz, konuşamaz olmuştum. Hasan Amca İLLET diyordu tinere ve oğlu Arif iki sene önce tanımıştı bu illeti, bir türlü de çocukluğuna dönememiş, gençliğine erememişti. Kendisi ile beraber diğer aile fertlerini de perişan etmişti.

Arif ilkokuldan sonra okumamış, belli bir işte de tutunamamış. Aslında şen şakrak, sevecen bir çocukmuş. Ne zaman ki içinde kaldığı boşluk onu sokaklara itmiş, Arif bambaşka bir Arif olmuştu. Bugünkü arkadaşlarını tanımıştı. Sonra da o illeti. Arkadaşları da en az Arif kadar zor durumdaydı eminim. Kaybolan hayatlar dedim kendi kendime… Peşin tüketilen ömürler…

HİÇ DOKTORA BAŞVURMADAN…
TEDAVİ MERKEZLERİNDEN HABERSİZ…




Hasan Amca ve Arif belki çok kez uğraşmışlar çıkış yolu bulmaya. Kavga etmişler, ağlaşmışlar, darılmışlar… Daha neler neler… Yalnız hiç doktora başvurmamışlar. Tedavi merkezlerinden hiç haberleri olmamış. Bu ulaşılamamış insanları, kaderleri ile baş başa bırakmış bir topluma ait olmanın ezikliğini hissettim.

Tiner kullandığı zamanlar Arif’in gözü hiçbir şeyi görmezmiş. Kaç kez babasını kovalamış bıçakla, saldırmış öldüresiye. Daha ne anlatılması ve anlaşılması güç acılar iz bırakmış Hasan Amca’nın yüreğinde.

— Suçluyum ben de! Diyor. İlgilenmedim onlarla, evde bir bardak çayı beraber içemedik diyor. Uzun yıllar Rusya’da inşaat işçiliği yapmış. Gelememiş buralara. Döndüğünde çocukları boyuna beraber bir adam imiş. Eve yabancı, aileye yabancı… Çatık kaşlar, tipik otorite tutkusu, ciddiyet yanılgısı ve hayat kaygısı uzaklaştırmış onu çocuklarından. Şimdi pişman… ‘Benim!’ diyor. ‘Belki de tek suçlu benim…’

TİNER KOKUSUNA YENİK DÜŞEN ARİF’TEN VAZGEÇMEK… İHANET…

Arif’i düşünüyorum. Tiner kokusuna yenik düşen Arif’i. Daha nelere yenik düşen genç nesli… Ayakta tutmakla yükümlü iken bu koca ülkeyi, ayakta duramayanlara acımalı mı, onlar için ağlamalı mı, onları unutup, bırakıp başka bir yol mu aramalı? Diye geçiriyorum aklımdan.

HAYIR! Bir çakıl taşından bile vazgeçmeden, ağır bedeller karşılığında elde edilen bu topraklar üzerindeki herhangi bir şeyden vazgeçmek ihanettir! Çözüm için toplum olarak seferber olmak zorunda değil miyiz dersiniz?


Sami Baloğlu
Her Hakkı Saklıdır.

-info@beyhane.com

_________________
Hey Hayat!

Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönder Başa dön
mehmet (-gizli-)
Üye (*)



Kayıt: 18 Mar 2007
Mesajlar: 349
Konum: İzmir
TarihTarih: Thu May 17, 2007 5:39 pm
MesajMesaj konusu : 
Alıntıyla Cevap Gönder

              Osmanlı fakirin fukaranın elinden tutuyordu,insana değil hayvanlara bile değer veriridi,günümüzde neslin elinden tutan yok.Batan batsın ayakta kalanlar bizimdir görüşü hakim peki bunun vebali kimindir?kaybolan elinden tutulmayan bu neslin vebali kime aittir?
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönderYazarın web sitesini ziyaret et Başa dön
mehmet (-gizli-)
Üye (*)



Kayıt: 18 Mar 2007
Mesajlar: 349
Konum: İzmir
TarihTarih: Tue May 22, 2007 6:56 pm
MesajMesaj konusu : 
Alıntıyla Cevap Gönder

           Hergün iki tek atmakla problemin çözüleceğini söyleyen arkadaş zannedersem çözümü bulmuş; ona sormalı bu meseleyideçok rahat bir şekilde tiner içip kafa bularak çözebilir. saygılarr...
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönderYazarın web sitesini ziyaret et Başa dön
1919 (Büyük Önder)
Üst Düzey Üye (*****)



Kayıt: 01 Mar 2006
Mesajlar: 16131
Konum: Turkiye
TarihTarih: Tue May 22, 2007 10:15 pm
MesajMesaj konusu : 
Alıntıyla Cevap Gönder

Ben konudan bi"haberim... Açıklasana kimmiş o? :))

_________________
Özgürlük benim karakterimdir!

Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönder Başa dön
beril (-gizli-)
Kıdemsiz Üye (-)



Kayıt: 16 Jul 2007
Mesajlar: 37
Konum: Adana
TarihTarih: Mon Jul 16, 2007 9:49 pm
MesajMesaj konusu : 
Alıntıyla Cevap Gönder

yazık nereye sürükleniyoruz bilmem ama inadına dik durmalı,inadına direnmeliyiz bu kötü yollara karşı..anne-baba ilgiizliği,arkadaş çevresi mi bilmem ama nereden geliyorsa ne ise kökü Allah düşmanımın başına vermesin!!!
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönder Başa dön
Kriz 84 (-gizli-)
Kıdemsiz Üye (-)



Kayıt: 27 Dec 2007
Mesajlar: 30
Konum: İstanbul
TarihTarih: Thu Dec 27, 2007 3:31 am
MesajMesaj konusu : 
Alıntıyla Cevap Gönder

Çok etkileyici.

_________________
Kriz!
Budur!
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönder Başa dön
serder (-gizli-)




Kayıt: 31 Dec 2007
Mesajlar: 1
Konum: ist/tr
TarihTarih: Mon Dec 31, 2007 1:53 pm
MesajMesaj konusu : 
Alıntıyla Cevap Gönder

İlginçtir
İçinde olup aktif olanlar sessiz. Dışında kalıp pasif olanlar sesli.

Güzel bir söz. "Bizi İlgilerin bilgisizliği, bilgililerin ilgiziliği yaktı."
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönderYazarın web sitesini ziyaret et Başa dön
DİLDAŞ (ÖMERMURAT)




Kayıt: 22 Jan 2008
Mesajlar: 1
TarihTarih: Tue Jan 22, 2008 7:35 am
MesajMesaj konusu : yazık
Alıntıyla Cevap Gönder

gençlik elden gitti gidiyor yazık

_________________
UMUT+SEVGİ=KADER
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönderE-posta gönder Başa dön
Sami Baloğlu (-gizli-)
Rütbeli Üye (***)



Kayıt: 01 Mar 2006
Mesajlar: 1466
Konum: Turkiye
TarihTarih: Tue Jan 22, 2008 12:20 pm
MesajMesaj konusu : 
Alıntıyla Cevap Gönder

Uyuşturucu özenle izlenmesi, legal ve illegal yollarla, sert müdahalelerle yanıtlanması, devlet, millet ve milli örgütlerce üstüne gidilmesi gereken bir konu, adli yavaşlığı ve konuyla ilgili bazı kısıtları askıya alarak uyuşturucudan rant elde edenlerin bertaraf edilmesi ise konuyla alakalı öncül çözüm yoludur kanımca.

_________________
Hey Hayat!

Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönder Başa dön
re@ha@me@yu (keje)
Üye (*)



Kayıt: 03 Apr 2008
Mesajlar: 122
TarihTarih: Sat Apr 05, 2008 12:56 am
MesajMesaj konusu : 
Alıntıyla Cevap Gönder

yazık gençlerimize ya artık çareler bulunması lazım ama en büyük çare kendimiz olmalıyız üstümüze düşeni yapmalıyız duyarsız olmamalıyız yarın bizim çocukların başına gelmeyeceğini garanti edebilirmisniz

_________________
mutlu edemiyorsanız bari üzenlerden olmayın
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönder Başa dön
Fulya Bahar Öz (-gizli-)
Kıdemsiz Üye (-)



Kayıt: 18 Jan 2007
Mesajlar: 88
Konum: Turkiye
TarihTarih: Sun Apr 13, 2008 9:07 pm
MesajMesaj konusu : 
Alıntıyla Cevap Gönder

muhteşem bir çalışma bu. defalarca okudum. tümceler ne muhteşem anlatıyor bu hakikati.

_________________
Ölürüm onun uğruna.

O beni beğenmez ki...

Seviyorum onu.

O kokoşları sever sanırım.

Sevmiyorum beee.

Finans Parite Döviz Altın

Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönder Başa dön
Federal779 (İbrahimHalil Özaktaş)
Üye (*)



Kayıt: 09 Nov 2007
Mesajlar: 127
Konum: Kilis
TarihTarih: Sun Apr 13, 2008 9:18 pm
MesajMesaj konusu : 
Alıntıyla Cevap Gönder

Allah yardım etsin...

_________________
Kilisli Motorcu
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönderE-posta gönderMSN Messenger Başa dön
Önceki mesajları göster:    
Önceki başlık Önceki başlık
Yeni başlık gönderBaşlığa cevap gönder

Geçiş Yap:   

Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

phpBB SEO URLs V2


Net Ajans



Web Tasarım Forum Forex