Devrimci ve Muhafazakar Öyküler – 1

Ne yapıp ne ettiler, kurdukları vahşi düzene bizi nasıl bekçi diktiler bilemiyorum. Para denen emeğin sözde ölçerini sopa gibi vurdular başımıza… Çalıştık, çalışıyor oluşumuzu borçlu olduğumuzu düşündük birilerine… Ürettik, üretiyor oluşumuzu da borçlu olduğumuzu düşündük birilerine… Onlardı düzeni kuran, ekmeği bulan. Bize yol vermişlerdi yürüyelim diyerekten.

Fabrika oldular, tarla oldular, devlet oldular. Biz yer bulduk onların varlıklarında kendimize. Fabrikalarında, tarlalarında, devletlerinde. Irgat olduk, işçi olduk, mühendis olduk, “yönetiyorsun” dediler, “memursun ve iyisin” dediler, “müdürsün” bile dediler…

İyi idik. Çok çalıştık, ürettik ölçümüzce. “Bunun içinde bir pay var” dediler. “Senin için kuruldu düzen.” “Senin için bu zahmet” dediler. Mütevazi idik. İnandık. Hem bize fazla idi emeğin karşılığı. Verdik, lanet olsun çoğunu verdik. Paylarını verdik… Üzerimizdeki haklarını ödedik zannettikçe borçlandık.

Öyle şeyler istediler, öyle şeyler aldılar ki… Küçük kardeşimiz üniversite kapısında öldü. Babamız iş veren tezgahında. Anamız… Hastane kapısında. Bir de koydu ki son ölüm!
“Ulan!” dedik… “Ulan düzenini… Ayakta tutan ben değil miydim ulan? Kim dizdi bu hastanenin tuğlalarını? Kimin kardeşi ile akran o içerdeki tabipler? Kimin buğdayındaki olmayan hakkına pay dedin, vergi dedin de aldın, ne ile kurdun bu binayı?”
Şimdi… Şimdi beni de kandırdılar. Dargınım bir yol… Dediler ki “devlet” seni oğul bilmedi sen baba dediysen de. Ayağını denk al dediler. Silah bile var şimdi omzumda. Peygamber Ocağı”ndan bu yana elime almamıştım hal bu ise ki… Devrim nidaları çınlıyor kulağımda. Devireceğiz…

Polis istemiyor bunu. Asker de. Devlet de. Devrim nidaları kulağımda. Devireceğiz. Öyle sanıyorum ki şu babamın işverenini devireceğiz. O benim yerime geçecek. Ben onun tahtına çıkınca öyle olmayacağım. …

Ama… Ama niye? Polis vurdu bir tanesi. O da devireceğiz demişti… Ama niye? Hani o patronu… ? Ben anlamadım…

15/04/2008

Kurgu

Sami Baloğlu

Her hakkı saklıdır.