‘Nasıl Olur?’ Diyordu Vekil.

‘Nasıl olur?’ diyordu… ‘Nasıl olur?’ Vekil Bey sinirden küplere binmişti. Etrafına suçlamalar savuruyor, gözü dönmüş bir halde bağırıp çağırıyordu. Riske girmeyi seven ama yine de çok tedbirli adımlar atan biriydi. Nasıl olmuştu da… Hangi güç bakan olmayı bekleyen Sayın Vekili partiden ihraç edilmeye sürükleyen bu sürecin başlamasına sebep olmuştu?

‘Sayın Vekilim, ben sizi uyarmıştım.’ dedi aynı ilden vekil seçilmiş olan diğer arkadaşı. Partiden ihraç edilmesinin tek sebebinin, vekilin bakan olma hırsı ile çevresindeki diğer insanları çok zedelemesinin sonucunda oluşan kinlenmeler olduğunu düşünüyordu. İnsanların nefretini kazanmıştı ve o kinlenen insanlardan birisi de her ne şekilde elinde bulundurduğu bilinmese de, rezalete konu olan görüntü kayıtlarını açığa çıkarmıştı.

Görüntüleri izleyen parti yönetim heyeti donup kalmış, ihraç konusunda da çok fazla çatlak sesle karşılaşılmamıştı. Sayın Vekilin bir özel okulda müdürlük yaptığı senelerde okulun temizlik işlerinde çalışan, bir ayağında aksaklık olan yaşlı bayanı korkunç derecede dövmesi inanılacak gibi değildi. Hem de okulun bahçesinde, mahalle sakinlerinin pencereden izleyebileceği şekilde… Bu görüntüleri tesadüfen o okulda öğrenci olan S.B. cep telefonu ile kaydetmiş ve saklamıştı.

Görüntüler yedi yıl öncesine aitti. Peki, neden bugün gündeme getirilmişti? Oysa Sayın Vekil meclise gireli iki buçuk yıl olmuştu. Amaç siyasi olmamalıydı. Tabii vekil bu olayı, gelişimini ve nedenlerini düşünürken bir yandan da kamuoyu nezdinde kendini savunmalıydı. Gerçekleri anlatmaya karar kıldı. Anlatacaktı… O temizlikçi parçası, o zaman okul müdürü olan vekili pencerenin kenarında görmüş olmasına rağmen bacak bacak üstüne atmış, oturur pozisyonunu hiç değiştirmemişti. Orası bir özel okuldu. Yani kendine özgü bir sermaye ile kurulmuş ve o sermaye sırf engelli olduğu için ihtiyar temizlikçiyi işe almıştı. İhtiyarın yaptığı, karnını doyuran sermayeye saygısızlıktı. O anda gözü dönmüş ve biraz ileri gitmişti. İhtiyarı hastanelik edecek kadar… Bu açıklama onu bir nebze de olsa aklamalıydı…

O anda kapısı tıklandı. Odacısı kendisine bir paket geldiğini söyledi. Aldığı paketi açtı, içinden çıkan zarfı yırttı. Zarftan iki kare fotoğraf çıkmıştı. Sayın vekil, vekili olduğu ilin ünlü zenginlerinden A.A.’nın odasındaydı, bacak bacak üstüne atmış, el kol hareketleri ve biraz da ukala bir tavırla işadamına birşeyler anlatıyordu. Sayın Vekil fotoğrafı görünce daha fazlasını hatırladı. A.A.’yı bazı ricalarından ötürü ofisinde nasıl terslediğini hatırladı mesela… Bunları düşünmeye dalmışken zarfta bir de kısa not olduğunu fark etti. Notta şöyle yazıyordu: “Sayın Vekil, ofisimde bacak bacak üstüne atıp, şahsıma sergilediğiniz ukala tavırlarınızı, sizi bulunduğunuz kademeye taşıyan sermayeme hakaret olarak kabul ettiğim için başınızı ağrıtacak görüntü kayıtlarını kamuoyu ile paylaşıyorum. Bundan ders almış olmanızı ümit ediyor, siyasi hayatınızda başarılar diliyorum.
A.A.”

18/04/2008

Kurgu

Sami Baloğlu

Her hakkı saklıdır.